DOSTLAR, BUGÜN İRAN’DAN GELEN GENELKURMAY BAŞKANI ABDÜLRAHİM MUSEVİ VE DİNİ LİDER HAMANEY’E YÖNELİK İDDİALAR DOĞRUYSA, BU DURUM SADECE BİRER ASKERİ OPERASYON DEĞİLDİR. BU, BİR DEVLETİN İSTİHBARAT SİSTEMİNİN TEMELDEN SARSILDIĞI VE İÇERİDEN BİR SIZMA YAŞANDIĞI ANLAMINA GELİR.
SADDAM VE KADDAFİ ÖRNEĞİNDEKİ GİBİ BİR SIZMA MI?
Tarih bize benzer tabloları daha önce de gösterdi. Saddam Hüseyin, en yakın halkasından gelen bilgi sızıntısıyla sığınağında ele geçirilmişti. Kaddafi de benzer şekilde, yerel işbirlikçilerin konvoy rotasını bildirmesi sonucu yakalanmıştı. Eğer bugün İran’ın en korunaklı isimleri hedef alınabiliyorsa, akıllara şu soru geliyor: Düşman en yakın halkaya kadar sızmayı nasıl başardı? Bu bir “zafiyet” mi yoksa profesyonel bir “içeriden çökertme” mi?
GÜVENLİK KALKANI İÇERİDEN Mİ DELİNDİ?
Bir genelkurmay başkanının veya en üst düzey bir liderin nerede olduğu, ne zaman toplantı yapacağı gibi gizli bilgiler “nokta atışı” ile vurulabiliyorsa, koruma duvarları bizzat içeriden delinmiş demektir. Düşman artık ordularla sınır kapısına dayanmıyor; en mahrem odanızdaki bilgiye ulaşarak operasyon yapıyor. Bu durum, istihbarat birimlerinin kontrolü ne ölçüde kaybettiğinin en büyük göstergesidir.
İSTİHBARİ İFLASIN SONUÇLARI
Yıllarca siyaset ve adli habercilik yapmış bir gazeteci olarak şahsi kanaatim şudur: Modern dünyada savaş artık meydanlarda değil, sızılan o gizli odalarda kazanılıyor. Saddam’dan Kaddafi’ye, oradan bugünkü gelişmelere uzanan bu süreçte gördük ki; ihanetin olduğu yerde hiçbir kale sizi koruyamaz.
