DENİZ DOĞAN’IN KALEMİNDEN…
Buca Belediyesi’nde sabahın ilk ışıklarıyla başlayan operasyon, İzmir yerel yönetim koridorlarında adeta bir “deprem” etkisi yarattı. Ancak bu sarsıntı sadece Buca ile sınırlı kalacak gibi görünmüyor. “Bizim arkamız sağlam, biz bu işleri kılıfına uydururuz” diyerek o koltuklarda pervasızca oturanların, o çok güvendikleri dosyaları şimdiden yeniden incelemeye başladığı duyumları geliyor.
TARIM ARAZİLERİNDEKİ SİHİRLİ NUMARATAJ OYUNLARI
Turistik potansiyeli ve tarihi dokusuyla ön planda olan bölgelerimizde, imar barışı sonrasında yaşanan o “gizemli” yapılaşmalar artık mercek altında. Tarım arazilerinin üzerine kondurulan villalara, “hobi” kılıfıyla verilen ruhsatlara ve gece yarısı operasyonlarıyla sisteme işlenen numaratajlara güvenenler; dijital izlerin asla silinmediğini unutmamalı. Buca’da bugün mühürlenen dosyaların bir benzerinin, İzmir’in o meşhur “tarihi kapısında” da olup olmadığı artık yüksek sesle konuşuluyor.
İHALE YASASININ ARKASINDAN DOLANAN DOĞRUDAN ADIMLAR
Belediye bütçesini devasa ihaleler yerine, “doğrudan temin” limitleri içinde küçük parçalara bölerek hep aynı “şanslı” firmalara paslayanlar için çanlar çalıyor. Belediye şirketlerinin o kapalı kutu harcamaları, “danışmanlık” adı altında dağıtılan ballı maaşlar ve eş-dost kontenjanından yapılan istihdamlar, savcılık makamının en sevdiği dosya başlıklarıdır. Buca’daki o meşhur “takipçi” ağının, bu bölgelerdeki makam odalarında kaç bardak çay içtiği yakında teknik takiplerle ortaya çıkacaktır.
DİJİTAL VERİLER VE İTİRAFÇI PANİĞİ
Operasyon kapsamında el konulan telefonlar ve bilgisayarlar, aslında İzmir’in yerel yönetim haritasındaki “kirli noktaları” bir bir işaret ediyor. Buca’daki bir bürokratın yazışmasında, turistik bir ilçedeki mevkidaşıyla yaptığı “imar paslaşması” çıkarsa, işte o zaman gerçek domino etkisi başlar. DNZ Haber olarak soruyoruz: Bugün Buca’da yankılanan o sirenler, yarın hangi “tarihi” belediye binasının önünde duracak?
