Dnz haber/AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman, Hatay’da katıldığı konferansta “Terörsüz Türkiye” sürecine ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Sürecin devlet ve millet politikası haline geldiğini belirten Yayman, kamuoyu desteğinin yüzde 75 seviyesinde olduğunu söyledi. “Bu defa başaracağız” mesajı veren Yayman, silahların yalnızca elden değil, gönülden ve zihinden de bırakılması gerektiğini vurguladı.
HATAY’DA MİLLİ DAYANIŞMA VE KARDEŞLİK KONFERANSI
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi kampüsünde düzenlenen “Türkiye Yüzyılında Milli Dayanışma ve Kardeşlik Konferansı”na katıldı. Akademisyenler, öğrenciler, siyasetçiler ve vatandaşların takip ettiği programda konuşan Yayman, “Terörsüz Türkiye” sürecinin geldiği aşamaya, toplumsal desteğe ve önümüzdeki döneme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
“TERÖRSÜZ TÜRKİYE, DEVLET VE MİLLET POLİTİKASIDIR”
Sürecin herhangi bir siyasi partinin meselesi olarak görülmemesi gerektiğini belirten Yayman, “Terörsüz Türkiye” hedefinin devlet ve millet politikası haline geldiğini ifade etti.
Ekim ayı itibarıyla sürece verilen desteğin yüzde 75 düzeyinde olduğunu dile getiren Yayman, şehit ailelerinin hassasiyetlerinin gözetilmesinin önemine dikkat çekti. Şehit ailelerini sürecin en hassas noktası ve kırmızı çizgisi olarak nitelendirdi.
“BU SÜRECİN ÜÇ SİGORTASI VAR”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sürecin en önemli güvencelerinden biri olduğunu söyleyen Yayman, siyasi ve kurumsal sorumluluklara ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Bu meselenin sigortası Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın tek vatan, tek millet, tek bayrak, tek devlet anlayışıdır. Cumhurbaşkanımız sürecin birinci, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ikinci, Türkiye Büyük Millet Meclisi ise üçüncü sigortasıdır.”
Sürecin yaklaşık iki yıldır önemli bir aksaklık yaşanmadan ilerlediğini belirten Yayman, sonuca yaklaşıldıkça provokasyonlara karşı daha dikkatli olunması gerektiğini vurguladı.
TERÖRLE MÜCADELENİN EKONOMİK BEDELİNE DİKKAT ÇEKTİ
Türkiye’nin terörle mücadele nedeniyle üstlendiği ekonomik maliyete de değinen Yayman, bugüne kadar 2 trilyon 300 milyar dolar harcandığını ifade etti.
Bu kaynağın ülkenin kalkınması için kullanılabilmesi durumunda kişi başına düşen milli gelirin yaklaşık 30 bin dolar seviyesinde olabileceğini savunan Yayman, terörün sona ermesinin Türkiye’nin ekonomik ve toplumsal geleceği açısından taşıdığı öneme işaret etti.
“SİLAHLAR SADECE ELDEN DEĞİL, GÖNÜLDEN DE BIRAKILMALI”
Silah bırakma sürecinin yalnızca silahların teslim edilmesiyle sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Yayman, örgüt unsurlarının bulunduğu mağaraların boşaltılacağını ve bu durumun Milli Güvenlik Kurulu tarafından tespit ve teyit edileceğini söyledi.
Yayman, Abdullah Öcalan’ın serbest bırakılması yönündeki tartışmalara ilişkin de şu açıklamayı yaptı:
“Bu sürecin adı Abdullah Öcalan’ın serbest kalması süreciyse sürece destek yoktur. Buna hiç kimse destek vermez, TBMM de destek vermemiştir, vermez. Buradaki temel mesele silahların bırakılması ve Türkiye’nin daha aydınlık bir geleceğe adım atmasıdır.”
Silah bırakmanın zihinsel ve düşünsel bir dönüşümü de içermesi gerektiğini vurgulayan Yayman, önümüzdeki günlerde daha fazla mağaranın boşaltılmasını ve daha fazla silahın teslim edilmesini beklediklerini ifade etti.
“BU MESELE TÜRKİYE’NİN BÜYÜK DEVLET OLMA İMTİHANIDIR”
Türkiye’nin geçmişte farklı dönemlerde de çözüm arayışlarına girdiğini hatırlatan Yayman, Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan, Süleyman Demirel ve Turgut Özal dönemlerine atıfta bulundu. Mevcut koşulların çözüme ulaşmak açısından daha elverişli olduğunu savunan Yayman, Türkiye’nin bölgesel ve küresel gelişmeler karşısında daha güçlü bir konumda bulunduğunu söyledi.
Yayman, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Bu mesele Türkiye’nin büyük devlet olma imtihanıdır. Bölgesel ve küresel gelişmeler bizim lehimizedir. Bu defa başaracağız. Türkiye düne göre daha güçlüdür, yarın çok daha güçlü olacaktır.”
Konferans, Hüseyin Yayman’ın katılımcıların sorularını yanıtlamasının ardından sona erdi.



